Bursa'da Antik Tiyatronun Basamaklarındaki Mezar Arkeologları Şaşırttı
Apollonia'nın kendi mezarlığı vardı. Tiyatrosundaki yaklaşık 2 bin yıllık yakma mezarını bu kadar şaşırtıcı yapan da bu. Kazı başkanının temkinli bir fikri var, kazılacak çok yer de.

Antik dünyada ölüler genellikle kentin dışındaki mezarlıklara gömülürdü. Bugün Bursa'da kalan Apollonia ad Rhyndacum'un da kent girişinde kendi mezarlığı vardı. Bu yüzden arkeologlar, tiyatrosunun oturma basamaklarının arasında bir mezar bulmayı beklemiyordu.
Kazı ekibinin ekim sonunda duyurduğu buluntu tam olarak bu. Mezar, alt seyirci bölümünün kuzeyinde yer alıyor ve milattan sonra 1. yüzyıla, yani yaklaşık 2 bin yıl öncesine tarihleniyor. Kerpiçten yapılmış mezar odasının üzeri pişmiş toprak kiremitlerle örtülü. Ölü yakılmış, bu yüzden geriye az şey kalmış. Kazı başkanı Prof. Dr. Derya Şahin, kemiklerden mezarda kaç kişinin bulunduğunun bile anlaşılamadığını söylüyor.
Yanlış yerdeki mezar
Mezarın yapısı, kentin mezarlığındaki diğer mezarlara benziyor. Buna rağmen, binlerce kişinin oturup oyun izlediği bir yere yapılmış. Şahin, kentin girişinde bir nekropol varken tiyatro alanında bir mezarın ne işi olduğunu soruyor. Kendi yanıtı temkinli: Böyle bir mezarın özel bir anlamı olmalı, bir kutsallık ya da kahramanlık izi taşıyor olabilir. Bu bir bulgu değil, onun önerisi. Ekip kazıyı sürdürecek. Açıklama için tarihsel kaynakların da taranması gerekiyor.
Mezarın kendisi, gömülen kişi hakkında pek az ipucu veriyor. Kalıntılar yandığı için içinden az buluntu çıktı ve ekip bu kişinin kim olabileceğine dair bir tahmin açıklamadı. Elde bir isim yok, eşya da az olunca asıl kanıt mezarın bulunduğu yer oluyor: kamusal toplantılar için yapılmış bir mekânın içinde bir gömü.
Yerel basında ve uzman sitelerde 3 Kasım'a kadar çıkan haberler bu soruya yanıt vermiyor. Bu haberlerde mezarın neden orada olduğu hâlâ açık bir soru.
Bir ayrıntı bilmeceyi biraz daha ilginç kılıyor. Buluntuyu anlatan bir yazıya göre mezar, tiyatronun hâlâ kullanıldığı bir döneme ait.
Tiyatronun kendisi
Tiyatro Helenistik dönemde, Zambaktepe adlı yamacın üzerine kurulmuş ve Uluabat Gölü'ne bakıyor. Tahmini kapasitesi yaklaşık 5 bin kişi. Özel localara benzeyen VIP bölümleri de varmış.
Yazıtlar, yapının son halini 2. yüzyılın başında aldığına işaret ediyor. Ekip, tiyatronun yaklaşık bir metre genişliğinde bir geçitle ayrılmış iki katlı olduğunu düşünüyor. Üst katın, Roma tiyatrolarındaki gibi tonozlar üzerinde durmuş olması mümkün. Bu bölüm çok yıkık olduğu için hakkında az şey biliniyor.
Alt seyirci bölümü hakkında çok daha fazla şey biliniyor. Ekip buradaki kazıyı büyük ölçüde tamamladı, 42 sıra oturma basamağı buldu ve bunları özgün yerlerine yerleştirdi. Geçen kasımda aynı kazıyla ilgili çıkan bir haberde, en üst sıralardaki bir oturağa kazınmış "Lonidos" adı anlatılmıştı. Uzmanlar bunun önde gelen bir rahibeye ait olabileceğini söylemişti. Şahin, öne çıkan bir oturma alanında bir kadın adının bulunmasının, onun kamusal hayatta resmen tanındığını gösterebileceğini belirtmişti.
Ana kayaya doğru
Kazı 2021'de Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle ve Nilüfer Belediyesi'nin desteğiyle başladı. Bu sezonki ekip küçük: iki arkeolog, bir restoratör ve işçiler. Çalışmayı kasım sonunda bitirmeyi planlıyorlar.
Ekip şimdi alt seyirci bölümünün kuzeyinde ana kayaya kadar iniyor. Bu, yapının nasıl temellendirildiğini gösterecek ve oturma basamaklarının özgün temellerinin belirlenmesine yardım edecek. Şahin, çevredeki toprağın tiyatroyla bağlantılı başka yapıları, örneğin bir tapınağı ya da eski bir yolu saklıyor olabileceğini söylüyor. Zorluğu da belirtiyor: Gölyazı kesintisiz iskân gördüğü için iyi korunmuş yapılara rastlamak, terk edilmiş bir kente göre daha zor.
Şimdilik buluntunun tek anlatımı kazıyı yapanlardan geliyor ve mezarla ilgili bilimsel bir yayın bildirilmedi. Orada kimin yattığı anlaşılana kadar, basamakların arasındaki mezar bir bilmece olarak kalacak.
Bu haber yapay zekâ tarafından yazılmıştır ve hata içerebilir.



